Millet

Hamidullah

Administrator
Yönetici
Katılım
13 Tem 2014
Mesajlar
2,210
Beğeniler
25
Puanları
48
#1
MİLLET Günümüzde yanlış kullanılan kavramların başında "millet" kavramı gelir. Batılı sosyoloji uzmanlarının "dil, ırk, ortak kültür ve ortak tarih" özelliklerine sahip insan topluluğunu "nation" kelimesiyle ifade ettiği bilinmektedir. İngilizce olan bu kelime; dilimize "millet" olarak tercüme edilmiştir. Bunun tabii sonucu olarak bazı çevreler; "Doktriner Milliyetçilik" adını verdikleri, siyasî bir akımı başlatmışlardır. Genel olarak "Türk Milliyetçiliği" diye ifade edilen bu siyasî hareketin mahiyeti malûmdur.Arapça olan "millet" kelimesi; din, şeriat, tarikat ve sünnet gibi manaları ifade eder.(1) İmam-ı Kurtubi; "Millet ve şeriat aynı manadadır. Allahû Teâla (cc)'nın kullarını yapmaya davet ettiği şeylerin tamamına verilen isimdir."(2) şeklinde tarif etmiştir. Tabiî bu tarif; doğrudan doğruya, hak olan şeriatın mahiyetini beyan ediyor. Millet kelimesi; müfred (tekil)dir, çoğulu "milel" gelir. Din tarihi hususunda tartışılmaz otorite olan Şehristani'nin, meşhur eseri el-Milel ve'n Nihal'dir. Bilindiği gibi nihâl kelimesi, nıhlenin çoğuludur, nıhle ise; "kupkuru zan ve vehim" manâasına gelir. Dolayısıyle el-milel, vahye dayanan dinlerin (milletlerin) tarihi, en-nihâl ise, vahye dayanmayan sistemlerin mahiyetidir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından (dolayısıyle resmî olarak) yayınlanan Sahih-i Buhari muhtasarında; "Millet din manasınadır. Millet-i islâmiyye, millet-i yahudiye, millet-i nasraniye gibi!.."(3) denilmektedir.Kur'ân-ı Kerim'de: "Ne yahûdiler, ne nasraniler senden ebediyyen hoşlanmazlar. Ta ki sen onların milletine girinceye kadar.."(4) hükmü beyan buyurulmuştur. Türkçe meallerin bir çoğunda, ayette geçen "milletehum" ibaresi, "dinlerine" olarak tercüme edilniştir. Burada dikkat edilecek husus; yahudiler ve nasraniler zikredildiği halde "millet" kelimesinin tekil (müfred) olarak yer almasıdır. Yani onlar "tek millet" olarak kabul edilmiştir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Küfür, tek bir millettir" hadisi; dikkate alınırsa mahiyet kolayca kavranır. Kur'ân-ı Kerîm'de "millet" kavramı hep din manasına kullanılmıştır. Hatta bir ayet-i kerime'de; kavim ve millet birarada kullanılmıştır. Hz. Yusuf (as)'un kıssası beyan edilirken: "De ki; size rızıklanacağınız bir yemek gelecek oldu mu, ben muhakkak onun ne olduğunu, size daha gelmezden evvel haber veririm. Bu Rabb'imin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allah'a inanmaz bir kavmin milletini -ki onlar ahiret günü inkâr edenlerin ta kendileridir- terkettim"(5) hükmü beyan buyurulmuştur. Burada geçen: terektü millete kavmin lâ yu'minûn (İnanmayan bir kavmin milletini terkettim) ibaresi, kavim ile milletin ayrı ayrı mahiyete sahip olduğunu göstermektedir. Dolayısıyle "Türk kavmi" vardır, ancak "Türk milleti (şeriatı)" yoktur!.. Türk kavmine mensup olan insanlardan; mü'min olanlar bulunduğu gibi, olmayanlar da mevcuttur!.. Farklı dinlere tâbi olmaları, onların "Türk kavminden" olma özelliğini ortadan kaldıramaz.. Çünkü insanlar, "hangi kavimden olacaklarına" bizzat kendileri karar veremezler. Ancak hangi milletten (dinden) olacakları konusunda irade beyan etme hakları vardır. Ya iman ederek "İslâm milletinden" olurlar, ya inkâr ederek "küfür milletine" geçerler.Resûl-i Ekrem (sav)'in sünnetinde de; "millet" kelimesi, din karşılığında kullanılmıştır. Nitekim "İki millet, ehli birbirine mirasçı olamaz"(6) hadisi şerifi, bunun en güzel misalidir. Nitekim fûkaha, mirasa engel olan halleri zikrederken; "Müslümanın kâfire, kâfirin de müslümana mirasçı olamayacağını" sünnete dayanarak izah etmiştir.(7) Hanefi fûkahası: "Küfür tek bir millettir" hükmünde müttefiktir.(8) Dolayısıyle zimmet ehlinden olan; bir yahudi ile (onun karısı ve çocuğu olan) hıristiyan birine mirasçı olurlar. Çünkü, ikisi aynı milletten (millet-i vahide) sayılır. İki ayrı milletten (dinden) olan kimselerinde, birbirlerinin üzerine yapacağı şahitlik, kabul edilmez. Yani; müslümanların kâfirlerle, kâfirlerin de müslümanlarla ilgili şahitlikleri geçersizdir.(9) Zira aralarında; millet (din) ayrılığından kaynaklanan bir mücadele söz konusudur.Sanıyorum "millet" kelimesinin; günümüzde ne kadar yanlış kullanıldığı ve bu kavram anarşisi yüzünden ne kadar insanın telef edildiği sabit olmuştur... Bu noktaya nasıl gelindi? Şimdi meşhur müfessir Elmalılı Hamdi Yazır'ı dinleyelim:"Hukuki şahsiyetini tamamlamış ve faaliyete geçmiş bulunan millet, İslâm şeriatı lisanında ümmet mefhumuna tekabül eder. Emrullah efendi merhûm "ümmet" kelimesinin ümmî kelimesiyle ilgili olduğunu zannederek nation tâbirini, "millet" diye ifade etmeyi tercih etmişti. O zamandan beri ümmet mefhumu zayii edilmiş ve istihfaflı bir telâkkiye maruz kalmıştır. O (Istılâhat Encümeninde) sonradan buluştuğumuz zaman; bu kelimenin ümm veya ümmi tabiriyle değil, imam tabiriyle alakalı bulunduğunu izah etmiş ve kabul ettirmiştim. Mateessüf geçmiş hatayı tashihe fırsat elvermeden Emrullah efendi vefat etmişti"(10) Görüldüğü gibi "millet"; ortak bir itikada sahip olmakla birlikte, bir imamette toplanmayan ferdlerin durumunu beyan eder... Her müslüman, İslâm milletinin bir ferdidir. Eğer bir imama bey'at ederlerse, "ümmet" olarak anılırlar. Dünya üzerinde yüzlerce kavim vardır. Bu kavimlerin fertleri içerisinde ``İslâm milletine" tâbi olanlar bulunduğu gibi, "küfür milletinden" olanlara da raslanabilir. Dolayısıyle yeryüzünde iki millet vardır. Birisi "İslâm milleti", diğeri de "küfür milletidir." Resûl-i Ekrem (sav), Hz. Ebû Ducâne'yi mezara koyarken "Bismillâh!.. Alâ milleti Resûlullah" demiştir(11). Hangi kavimden olursa olsun; her mü'min mezara konurken aynı sözler tekrar edilir. Bu mahiyet iyi tefekkür edilmelidir.
 

Son mesajlar

Yandex.Metrica
Üst Alt