Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

normal_postGönderen Konu: Yüz Örtüsü (peçe)  (Okunma sayısı 1841 defa)

  • turban
Ümmü
Çevrimdışı
*
Bismillahirrahmanirrrahim
İleti: 502
Teşekkür Aldı 32

xx
Yüz Örtüsü (peçe)
« : 19 Mart 2015, 15:13:43 »

 

Yüz Örtüsü (peçe)

1856. Önceki bölümlerde birçok kez Müslüman kadınların kullandığı yüz örtüsüne (peçe) atıfta bulunmuştuk. Şimdi yeri gelmişken bu konu üzerinde biraz duralım.

1857. Öyle görünüyor ki İslâm’dan önceki dönemlerde Arap kadını ne çölde ne de şehirlerde yüzünü örtmüyordu.699 Başlangıçta Müslüman kadınların da yüzlerini örtmemelerinde şaşılacak bir şey yoktur. Hicretten birkaç yıl sonra, -İbn Kesîr’e göre- H. 5. yılın sonlarına doğru (bk. Tefsir, III, 503), Kur’an bu örtünme konusunu, Ahzâb suresinin 59. ayetinde (ki nüzul sırasına göre 90. sıradadır ve H. 5 yılı Şevval ayında yapılan Hendek savaşından söz etmektedir), ve daha sonra Nûr suresinin (nüzul sırası itibariyle 102. sırada) 31. âyetinde ele almıştır. Nûr suresi ise Resulullah (AS)’a 5. Hicrî yılın Şaban ayında Benû’l-Musta’liklere karşı düzenlenen askerî sefer sırasında, İbn ‘Ubeyy’in Resulullah’ın hanımı Ayşe’ye iftirada bulunması (ifk) üzerine (ve tabii bu olaydan daha sonraki bir tarihte) nazil olmuştu. Bu ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:

a) “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) celâbiblerini (dış örtülerini) almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (Ahzâb: 33/59)

b) “Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları dışında, ziynetlerini teşhir etmesinler (…) Bir nikâh ümidi beslemeyen ve çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, ziynetlerini (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında bir vebal yoktur.” (Nûr: 24/31 ve 60)

           Kur’an’ı tefsir eden bilim adamları ve tarihçilerin açıklamalarına göre, yukarıdaki ilk âyetin (a) nazil olduğu günün ertesinde, Medineli Müslüman kadınlar, siyah başörtüleri nedeniyle, “sanki başlarına kargalar tünemiş” gibi bir hal almışlardı; yüzlerini örtmüşler ve sadece bir gözleri görünmekteydi (İbn Kesîr, Tefsir, III., 284, 518).

1858. Başlangıçta sahabeden kimileri bu ayetten, yüz örtüsünün sadece sokağa çıkarken zorunlu olduğunu, örneğin aile dostlarının eve ziyaret için gelmeleri halinde, kadınların evin içinde yüzlerini örtmeyecekleri anlamını çıkarmışlardı. Bunun üzerine, daha açık bir ifadenin kullanıldığı ve belli bir yaşa gelmiş olan hanımlar dışında, misafir gelmesi durumunda evin içinde de yüz örtüsünün kullanılacağını belirten ikinci ayet nazil olmuştur.

1859. Ayette geçen cilbâb- (çoğulu: celâbib-), Arap dilinde “c-l-b”  kökünden türemiş bir fiil olup “çekmek” anlamına gelmekte, metinde elbise üzerine “çekilen” pardösü ya da kaftana işaret etmektedir. Humur- (çoğulu: Hımâr) ise örtmek anlamına gelen “h-m-r”  kökünden gelir. Sarhoşluk vererek insanın ayırt etme yeteneğini ve bilincini örten alkollü içkilere verilen hamr- da buradan gelmektedir. O devirde terzilik pek gelişmemişti. Müslüman bir kadın, özellikle örtünme âyetinin ilk nazil olduğu günlerde, başörtüsü ya da kaftanının iki ucunu parmaklarıyla birleştirir ve gideceği yolu görüp yoldan geçen diğer insanlara çarpmamak için sadece bir gözü dışarıda kalacak şekilde yüzünün tamamını örterdi.

1860. Sahabe dönemindeki İslâm toplumu bu kurala genellikle uymaya çalışmış, buna aykırı fiil ve hareketler ise tarihçilerin eserlerinde kötü örnekler olarak yerlerini almışlardır. Örneğin, Resulullah’ın torunlarından Hüseyin’in kızı Sükeyne’nin adı böyle bir olaya karışmıştır. Peçesini açıp örtüsüz dolaşarak bir skandala yol açtığı için, kendisinden ayıplama ile bahsedilir. Bu olay, o dönemde diğer kadınların da yüzlerini örtüp peçe kullandıklarını kanıtlamaktadır. Daha önce belirtildiği gibi, belli bir yaşa gelmiş hanımlar ve köle kadınlar (cariyeler) yüzlerini örtmekten muaf tutulmuşlardı.

1861. Daha sonraki dönemlerde yaşamış olan bazı hukukçular, kuşkusuz hür kadının, yüzü ve iki eli açıkta kalacak şekilde üzerlerine bir kaftan ya da bir pardösü almaları gerektiğine hükmetmişlerdir. Bunlar, Resulullah’tan gelen şu iki hadise dayanmaktadırlar:

1862. a) Ebû Bekir’in kızı ve Resulullah’ın baldızı olan Esma, bir gün Muhammed (AS)’i ziyarete geldi; üzerinde ince kumaştan (rikâk) dikilmiş bir elbise vardı. Resulullah onu bu halde görünce şöyle buyurdu:

           “Ey Esma! Bir kız ergenlik çağına geldiğinde, ona yaraşan, yüzü ve iki eli dışında, artık hiçbir yerini göstermemektir.” (Ebû Dâvud)

1863. b) Resulullah, Hac için ihrâm (giyinme) sınırları içine girdiği zaman, kadının yüzünü örtmesini yasaklamıştır. (Ebû Dâvûd)

1864. Hacla ilgili ikinci (b) hadisin sıhhati konusunda bütün hadis bilginleri aynı görüştedirler. Anlaşıldığı kadarıyla, Hac esnasında Mekke’de büyük bir kalabalık olduğu için, şayet kadın Arafat, Mina gibi yerlerde yolunu kaybedecek olursa, velisi ya da kocasının kendisini tanımakta ve yeniden bulmakta güçlük çekmesinin önüne geçmek amacıyla, Resulullah (AS) böyle bir emir vermiştir.

1865. Ancak birinci hadisten (a) genel bir kural ortaya çıkarmamız mümkün değildir. Öncelikle bu olayın tam olarak hangi tarihte geçtiği, örtünme ayeti nazil olmadan önce mi sonra mı meydana geldiği bilinmemektedir. Resulullah’ın bu hadisi, örtülü olmakla birlikte vücudun iç kısımlarını gösteren şeffaf kumaşlar için söylenmiş olamaz mı? Öte yandan, Esma’nın Resulullah’ın baldızı, yani hanımı Ayşe’nin kız kardeşi olduğu700 ve Resulullah (AS)’ın da yakın akrabası olması nedeniyle aralarında geçici bir mahremlik bulunduğunu, çünkü ayete göre iki kız kardeşin aynı anda bir erkeğin nikâhı altında bulunamayacağı (Nisâ: 4/23) gözden uzak tutulmamalıdır. Resulullah, kendisinden daha ziyade, örneğin yakın akrabalarının yanında saçlarını, kollarını vs. örtmesini istemektedir. Gerçekte, yakın akrabalar iki kısımdır: 1. Bir kadının kendileriyle evlenmesi kesinlikle ve ebedî olarak yasaklanmış erkekler: Baba, erkek kardeş, oğul, damat vs.; 2. Bir kadının kendileriyle geçici ve belli bir duruma bağlı olarak evlenmesi yasaklanan erkekler: Örneğin erkek yeğen vs. Söz konusu hadiste Resulullah, ergen bir kızın, kendileriyle nikâhlanmanın ebedî olarak yasaklanmış olduğu erkek akrabalardan çok, geçici olarak kendileriyle evlenilmesi yasaklanmış olan erkek akrabalar üzerinde durmaktadır. Diğer yabancı erkeklerden ise bu hadis hiç söz etmemektedir; ancak bunlar için genel kural geçerliliğini korumaktadır, yani yüzün örtülmesi gerekir.

1865/1. Bazı çağdaş feminist yazarlar, Buhârî vs.’den nakledilen şu hadise göndermede bulunurlar: Resulullah (AS) bir gün bir hutbe irat ederken, kendisini dinleyen hanım sahabelerden biri ayağa kalkarak, bir konuda kendisini aydınlatmasını istemişti. Hadisi rivayet eden kişi şu bilgiyi ekler: “Bu hanım alt tabakadan biri idi. -İbn Hanbel’de sefîletu’n-nisâ [3/18], Nesâ’î’de îdeyn [9/19], Dârimî’de salât”, [212/24], Müslim’deki kayıtta ise sitetu’n-nisâ, yani “alt tabakadan biri” [8/4 nº 885] ifadeleri kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu kadının solgun ve makyajsız bir yüzü vardı. Feminist yazarımız, hadisin metnine bakarak, bu kadının yüzünün renginden bahsedildiğine göre yüzünün peçe ile kapalı olmaması gerektiğini söyler. Peki bu kişi, söz konusu olayın “örtü” âyeti nazil olmadan önce mi yoksa sonra mı cereyan ettiğini incelemiş midir? Bu hanımın kaç yaşında olduğunu biliyor mudur? (Adetten kesildikten sonra bir kadının yüzünü peçe ile örtmesi farz değildir). Ya da bu hanımın toplumdaki konumunu, hür bir kadın mı yoksa cariye mi olduğunu araştırmış mıdır? (Cariyenin yüzünü peçe ile örtmesine gerek yoktur). Gerçekten de bu olayın, H. 1. yılın başlarında, yani örtü âyetinin nazil oluşundan önce cereyan ettiğine dair elimizde birçok ipucu bulunmaktadır.

1866. Araştırmacı ve yazarlar, kimi zaman bu hadisin içerik ve bağlamını göz önünde bulundurmayarak, böylece örtünme konusunda akrabalarla ve yabancılarla ilgili hükümleri birbirine karıştırmışlardır. Resulullah’ın sırtına binip çenesini omuzuna dayayarak701 zenci cambazların oyunlarını seyreden genç Ayşe’nin olayı ile, bir gün Resulullah’a bazı sorular soran koyu esmer tenli bir hanım olayının702 bu konuda birer delil olarak kullanılmaması gerekir. Zira, bu olaylardan ilki, örtü ayetinin gelişinden önce cereyan etmiş, ikinci olayda ise, koyu esmer tenli kadının genç ya da yaşlı biri olup olmadığı belirtilmemiştir.

1867. Kuşkusuz yasaklar konusunda İslâm hukukunda bir tedricilik söz konusudur. Adam öldürme, hırsızlık, alkollü içki kullanmak gibi suçların işlenmesi halinde, hem bu dünyaya hem de Âhirete yönelik yaptırımlar vardır. Ancak örtünme emrine uyulmaması nedeniyle, dinen dünyevî bir yaptırım öngörülmemiştir; bu, tamamen kişi ile Allah arasında olan ve öte dünyayı ilgilendiren bir sorundur.

1868.  Resulullah’ın hanımları ile ilgili çok daha sert hükümler vardır. Nitekim Kur’an şu hatırlatmayı yapar:

           “Ey Peygamber hanımları! Sizler kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz.”(Ahzâb: 33/32)

           Ayrıca şöyle der:

           “Evlerinizde oturun, eski Cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın.”(Ahzâb: 33/33)

           Onları evlerine kapanmaya sevk eden bu buyruğa rağmen, Resulullah’ın aynı ayetle ilgili olarak hanımı Sevde’ye söylemiş olduğu şu hadis gayet açık ve nettir:

           “Allah, gündelik ihtiyaçlarınızı görmek için dışarı çıkmanıza izin vermiştir.” (İbn Kesîr, Tefsîr, III, 505)

           Bir başka hadiste ise şöyle denmektedir:

           “Kadınlara mescitleri yasaklamayınız.” (Buhârî, Müslim ve diğer kaynaklar; Buhârî, aynı hadisi Cuma namazı konusunda da ele almaktadır).

1869.  Yabancı erkeklerle ilişki kurulması ile ilgili olarak Kur’an, Resulullah’ın hanımlarından bahsederken şöyle söyler:

           “(Peygamber’in hanımlarından) bir şey istediğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır.”(Ahzâb: 33/53)

           Daha sonraki yüzyıllarda, erkek öğrencilere de hadis vb. konularda ders veren Müslüman kadın alimlere rastlanmaktadır.

1870. Resulullah (AS), nişanlılar kesin olarak evlenme kararı almadan önce, erkeğin evlenmek istediği kızın yüzüne bakmasına izin vermiş, hatta bunu tavsiye bile etmiştir (bk. yukarıda § 1835).

1871. Örtünme ayetinin nedenleri arasında ilk düşünülen şey, kadın ve erkeğin hoş olmayan bir biçimde bir araya gelmelerini önlemektir. Delikanlılarla genç kızların bir araya gelmelerine mümkün olduğu kadar engel olunması, iki karşı cinsin o nispette bir takım günah eğilimlerini önleyecektir. Bu buyruğun, kadının kadınsı yönünü ön plana çıkaran bazı üstün yönleri de vardır: Böylece onun güzelliği ve cildinin tazeliği korunmuş olmaktadır. Tarlalarda çalışan bir köylü kadının teni güneş ışınlarına daha az maruz kalan kent kadınının teni ile karşılaştırıldığında, durum daha kolay anlaşılır; yine açıkta duran elimizin derisi giysilerimizin içinde kalan deri ile karşılaştırıldığında da aynı sonuç elde edilecektir. Aynı şekilde, bir kuşun açıktaki tüyleri ile bunların altında kalan tüyleri, veya bir hayvanın sırtındaki tüylerle karnının tüyleri karşılaştırıldığında da durum böyledir. Kadın yüzünü örttüğü oranda, yüz teninin tazeliği de o kadar uzun süre devam eder. Öyle kadınlar vardır ki, bunlar fiziksel olarak pek güzel sayılmazlar; doğal olarak, yaratılışları nedeniyle insanların kendilerinden uzaklaştığını görmek bu kadınların hiç de hoşuna gitmez. Bunlar da yüzlerini örttükleri takdirde, böyle kötü muamelelere uğramaktan kurtulmuş olurlar. İslâm Peygamberi, “âlemlere rahmet” sıfatını böylece erkeklerden daha çok ve öncelikle kadınlar için taşımaktadır.

Linkback: http://www.dinogretmeni.com/ansiklopedik-bilgi/yuz-ortusu-pece-t2132.0.html



Bu konu için yorum bulunmuyor. İlk yorumu size yazmak istermisiniz?

Paylaş deliciousPaylaş diggPaylaş facebookPaylaş furlPaylaş linkedinPaylaş myspacePaylaş redditPaylaş stumblePaylaş technoratiPaylaş twitter
 

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kullanıcı Bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
  Yandex.Metrica